Rehberlik

ÇOCUKLUK DÖNEMİNDE KARDEŞ KISKANÇLIĞI VE BAŞETME YOLLARI

Bir anne diyor ki; “ 6,5 ve 2 yaşlarında iki çocuğum var. İlk oğlum kardeşi doğana kadar oldukça uyumlu, sakin bir çocuktu. Ancak kardeşi doğduğu günden beri çok hırçın davranıyor.. Okuluna gitmek istemiyor. Altını ıslatıyor. Ne yapacağımı bilemiyorum. Evde sürekli ağlamaya başladı. Ben de babası da bu durumdan dolayı çok üzgünüz. Oğlumun eskisi gibi huzurlu bir çocuk olmasını istiyoruz.”

Bir eğitimde, uzmanlardan birinden “kardeş kıskançlığının evinizde hiç yaşanmasını istemiyorsanız, ne yapmanız gerektiğini size birazdan söyleyeceğim. İnanın bunu yaptığınızda bu konuyla ilgili hiçbir sorununuz olmayacak” dediğini duymuştum. Herkes pür dikkat dinleyerek, uzmanın ne tavsiye edeceğini merak ediyordu. Beklenen an geldiğinde eğitimci “evimde kardeş kıskançlığı yaşanmasın diyorsanız; tek çocuk sahibi olun” dedi. Herkes şaşkın bir ifade ve hafif bir tebessümle söylenenlerden anlam çıkarmaya çalışıyordu. Bir taraftan da “artık çok geç” sözleri duyuldu.

Aile hayatını zorlaştıran ve ebeveynleri nasıl davranacakları konusunda sıkıntıya sokan durumlardan birisidir “kardeş kıskançlığı”. Eğer birden fazla çocuk sahibi iseniz, kardeş kıskançlığı kaçınılmazdır. Ancak bunun ne düzeyde olacağı ebeveynlerin ayarlayabileceği bir husustur.

Kıskançlık duygusu insanların doğal olarak yaşadığı, şartları eşitlemeye yönlendiren, içinde öfke barındıran kabul edilmesi gereken bir duygudur. Bu duygunun ifade edilmesi veya uygun şekilde dışa vurulması çocuğun rahatlamasını sağlayacaktır. Çocuklar nadiren yaşadıkları kıskançlık duygusunu sözleri ile ifade edebilirler. Daha çok içte yaşanan bu duygu yoğunlaştıkça öfke, kardeşe şiddet uygulama, alt ıslatma, huzursuzluk, iştahsızlık, ağlama nöbetleri, dikkat çekici davranışlarda artış, başarısızlık, okula gitmeme, ödev yapmama gibi davranışlarla dışarı çıkar. Bazen bunun nedenini anlayamayabiliriz.

Çocuklar davranışları ile ebeveynlerine çok şey anlatırlar. Sizin hiç fark etmediğiniz durumlar ya da önemsemediğiniz davranışlar onlar için çok önemli olabilir. Bu yüzden kardeş daha evimize gelmeden çocuğu duruma hazırlamak en doğrusudur. Yeni bir kardeşin evde neler değiştireceğini anlatmak, evde canlandırmak, onunla ne kadar ilgileneceğinizi hissettirmek, hastane sürecinde neler yaşanacağından bahsetmek, annenin iyileşene kadar geçen sürede kendisi ile kimin ilgileneceğini ifade etmek çocuğu rahatlatacaktır.

Kardeş evimize geldikten sonra çocuk ve aile için bu yeni duruma uyum sağlama evresi başlayacaktır. Doğumdan önce çok istekli olan büyük çocuğumuz artık o kadar da istekli olmayabilir. Hatta memnuniyetsizliğini aşırı sevgi gösterileriyle ya da tam aksi davranışlarıyla ortaya çıkarabilir. Bu durumda küçüğe aşırı koruyucu davranmak, büyüğe kaldıramayacağı sorumluluklar yüklemek kıskançlığı körükleyecektir. “Artık sen abla oldun, ablalar böyle davranmaz” gibi ifadeler büyük olmanın kötü bir şey olduğunu hissettirir ve küçüklüğe özentiyi arttırır. Buda çocuğun daha önce yapabildiklerini terk edip, küçük gibi davranmaya iter. “Anne bende altıma yapıyorum, bana da bez bağla” gibi.

Küçük çocuk sevimliliği ile çok daha fazla dikkat çekebilir. Özellikle babaanne ve dedelerden gördüğü yoğun ilgi “senin pabucun dama atıldı” gibi ifadelerle beraber iyice azalırsa çocuk için daha sıkıntılı bir süreç başlayacak demektir. Ebeveynler olarak çocukların hepsi ile aynı derecede ilgilenmeye çalışmak, hepsine zaman ayırmak gerekliliktir. Tamamen küçüğe yönelmek, doğumdan hemen sonra çocuğu kreşe göndermek çocuğun aileden uzaklaştırıldığı, dışlandığı hissi yaşamasına neden olur. Ebeveynlerin büyükle sen ilgilen, küçüğe ben bakayım gibi çocukları paylaşması da, onların bir ebeveynden mahrum bırakmak anlamına gelir. Bu yüzden küçüğün bakımı sürerken büyüğe özel zaman ayırmak iyileştirici bir etki yaratacaktır. Bunun yapmak için çocuğu alıp uzun tatillere çıkmak ya da pahalı alışverişler yapmak gerekmemektedir. Onunla sohbet etmek, oyun oynamak, yürüyüşe çıkmak, sinemaya götürmek, okula bırakıp almak, dersleri ile ilgilenmek bile ilgilenildiği hissini yaşamasına neden olur. Büyük çocuğunuzun bebekliğinden sık sık bahsetmeniz, onunla ilgili fotoğrafları ortaya çıkarmanız, bebeği sevmesine kucaklamasına izin vermeniz de çocuğa kendisinin de değerli olduğu hissini yaşatacaktır.

Küçük kardeş bebeklik dönemini atlatıp okul öncesi dönemlere geldiğinde artık ağabey veya ablasıyla kendisi iletişim kurmaya başlar. Tüm insan ilişkilerin olduğu gibi kardeşler arasında da çatışmalar yaşanabilir. İşte bu durumda ebeveynin davranışları çocuklara çok önemli mesajlar vermektedir. En tehlikeli durum ise birinin tarafını tutmak ve haklı haksız arayışına girmek olmaktadır. Çocukların birbirleriyle tartışmalarında ağır hakaret ve şiddet olmadıkça, çatışmaya müdahil olmamayı tercih ediniz. Böylece sorunu kendilerinin çözmeyi öğrenmeleri için onlara fırsat sunmuş olursunuz. Eğer çocukların birbirlerine şiddet uyguladıklarını fark ederseniz, onları sakinleşmeleri için iki ayrı odaya gönderebilirsiniz. Sakinleştiklerinde onlarla konuyu görüşebilirsiniz. Bu görüşmede suçlu aramak yerine sorunu nasıl çözebilecekleri üzerinde durmanız, onların yaşamının her alanında kullanacakları çatışma çözme becerisi kazandıracaktır. Konuyla ilgili çözümsüz kaldığınız zamanlarda, okulumuz psikolojik danışma servisinden yardım alabilirsiniz.

Verimli Çalışma Yöntemleri

Başarılı olabilmek, çalışmanın, emeğin karşılığını en iyi düzeyde alabilmek, verimli çalışma yollarını iyi bilmek, uygulamak ve programlı çalışma alışkanlığı geliştirmekle mümkündür.

Her öğrencinin başarısını artırma gücü vardır. Ancak başarının arttırılması tesadüfen yapılan uygulamalarla mümkün olmayacaktır. Bu süreç bilinçli, programlı, sistematik atılan adımlarla gelişecektir. Etkili bir şekilde öğrenmek için aşağıdakilere dikkat etmeniz gerekmektedir.

1- Çalışmalarınızı planlayınız

a) Haftalık çalışma programınızı hazırlayınız. Plansız çalışılan bir işten verim alamazsınız.
b) Günlük çalışma programınızı uyabileceğiniz şekilde hazırlayınız.
c)Programda serbest zamanlara yer veriniz ancak unutmayın ki etkili öğrenmeyi tv. İzlemek olumsuz etkilemektedir.
d)Hangi gün hangi dersi, hangi kaynaklardan çalışacağınızı belirleyin. Sözel derslerden sonra sayısal dersler çalışmaya özen gösterin. Bu sizin dikkat sürenizi etkileyecektir.
e)Size güç gelen dersleri çalışmaktan kaçınmayın. Unutmayın ki, doğru yöntemlerle ve doğru zamanda çalışarak tüm konuları öğrenebilirsiniz. Günün en verimli olarak çalıştığınız saatlerine zorlandığınız dersleri koyunuz.
f) Hazırlanan ancak uyulmayan programın başarıya katkısı yoktur.

2- Ders esnasında yapılaması gerekenler

a) Tüm dikkatinizi derse veriniz ve başka şeylerle ilgilenmeyiniz.
b) Ders esnasında konuyu asıl uzmanından dinlediğinizi unutmayınız ve anlatılanları not alarak dinleyiniz.
c) Derste konuyu mutlaka anlamaya çalışın ve anlaşılmayan noktaları hemen sorun.
d) ödevleri, yazılıda çıkabilir mesajı aldığınız noktaları kaçırmayın. Her öğretmen yazılıda soracağı bölümlerin ipuçlarını öğrencilere derste verir.

3- Konu Çalışması / Etüt nasıl yapılır?

a) Programınıza bakarak etüt yapacağınız dersi öğrenin. Hangi kaynaktan çalışacağınızı belirleyin ve kaynaktaki konu sırasına göre derste işlenmiş olan bir konu seçin.
b) Konuyu okuyun. Önemli yerlerin altını çizin. Anlama gerçekleşmeden yapılan okumanın öğrenmeye katkısı yoktur. Okuduğunuza odaklanarak, zihninizde anladıklarınızla ilgili resimler oluşturarak okuyun.
c) Okuduklarınızdan anladıklarınızı ve önemli noktaları kısaca listeleyin. Bunun için ayrılmış bir defter kullanabilirsiniz. Uzun uzun özet çıkarmak yerine, kısaca bilgileri sıralama yolunu seçin.
d) Eğer ders fen bilgisi, sosyal bilgiler gibi hafızanızı daha çok kullanmanızı gerektiren dersler ise mutlaka konunun akıl haritasını çizin.
e) Bu aşamalardan sonra testini çözün ve doğru yanlış değerlendirmesi yapın. Yanlışlarınızı inceleyin ve gerekli görürseniz öğretmeninize sorun. Yanlışları incelenmeyen ve doğrusu öğrenilmeyen testlerin başarıya katkısı yoktur.

4- Konu Tekrarı Yapmak

Yapılan incelemeler, konunun hemen ardından, günlük, haftalık ve aylık tekrarların öğrenilen konunun akılda kalma verimini yüksek oranda arttırdığını göstermektedir. Bu yüzden okulda öğrenilen konuları, evde mutlaka tekrar ediniz. “Bugün ne öğrendim?” sorusunu kendinize sorarak tekrar yapınız. Öğretmenlerin yazdırdıklarını okuyun, çözdürdükleri örnekleri inceleyin. Bu şekilde bilgilerinizi unutma yoluyla sürekli kaybetmemiş olursunuz. Ayrıca yazılı ve denemelere de sürekli hazırlıklı olursunuz.

5. Kitap Okuma

Tüm derslerde başarılı olmak için düzenli kitap okumak şarttır. Düzenli kitap okumanın anlama kabiliyeti üzerinde olumlu bir etkisi vardır. Yeni müfredat yapısı ve sınav sistemi okuduğunu anlama ve yorumlayabilme hususuna öncelik vermektedir. Düzenli okuyan öğrencilerin başarısı diğerlerinden yüksek olmaktadır.

Günümüzde İnternet ve Bilgisayar Kullanımının Artması

Günümüzde bilgisayar ve internet kullanımının artması, özellikle de İnternet Cafe’lerin yaygınlaşmasının, küçük yaştaki çocuklar ve gençlerin bilgisayar oyunlarına olan talebini artırmaktadır. İnternet yaşamı kolaylaştıran ve bilgiye tek tuşla ulaşmanın yolunu açan önemli buluşlardan olsa da, kontrolsüz kullanımı çocuklar üzerinde önemli zararlar oluşturmaktadır.

Sanal aleme uzun süre alışan çocukların, sosyal yaşamdan kopmaları, iletişim becerilerinin zayıflaması, özgüvenlerinin düşmesi, asosyal kişilik yapısının gelişmesine neden olmaktadır. Konuyla ilgili basına yansıyan birçok haberin ardından psikologlar, psikiyatristler, sosyologlar konunun önemine dikkat çekerek, çocukların bilgisayar başında geçirdikleri zamanın ve girdikleri sitelerin kontrol edilmesi gerektiğini vurgulamaktadırlar. Çocuklarımız bilgisayar başında geçirdikleri zamanın farkına varmadıkları gibi özellikle erkek çocuklarının şiddet içeren savaş oyunlarını tercih etmeleri ayrıca sorun olmaktadır. Saatler süren şiddet oyunları, çocukların gerçek yaşamda da tahammülsüz ve saldırgan davranışlar sergilediklerini göstermektedir. Çabuk öfkelenen çocuklar doğrudan sorunu karşıdakine şiddet uygulayarak çözmeye yönelmektedir. Bu durum okulda arkadaşları arasında olduğu gibi evde kardeşler arasında da görülmektedir.

Çocukların evde strateji oyunları, dikkat ve hafıza geliştirici oyunlar, zeka oyunları, bilgi yarışmaları gibi oyunlar oynamalarının süreyi kontrol edebildikleri sürece faydalı olduğu söylenebilir. Ancak şiddet içeren ve cinayetlerin işlendiği oyunlar başında uzun zaman geçiren çocuklar, bir süre sonra oyuna kendilerini kaptırarak cinayetleri oyun gibi düşündükleri ortaya çıkmıştır. Yani bu durum zihinlerinde normalleşmeye başlamaktadır. Çocuklar sosyal yaşamlarında kendilerine engel olan, zarar veren ve kendilerini öfkelendirenleri yok etme planları yapabilmektedirler. Günümüzde de çocuk yaşlarda işlenen suçların bu derece artmasının önemli nedenlerinden birisi de maalesef şiddet içeren bilgisayar oyunlarının çocuklar arasında hızla yayılmasıdır.

Selçuk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yasin Aktay, şiddet içerikli oyunlar konusunda ebeveynlere büyük görev düştüğünü, ebeveynlerin, çocuklarının oynayacakları oyunlara karşı biraz daha denetleyici ve sorgulayıcı olması, makul gerekçelerle bu oyunların zararlı olduğunu anlatması gerektiğini vurgulamaktadır.

Son zamanlarda öğrencilerimiz arasında sık sık ismini duyduğumuz “MET. 2, W. TE..” gibi şiddet içeren oyunlar; sadece şiddet içermekle kalmayıp aynı zamanda geliştirilen karakterlerin sanal ortamlarda pazarlanmasına da olanak veren türlerdendir. Bağımlılık boyutunda öğrencilerin ilgisini çeken ve bu oyun için para biriktiren, sanal ortamda hiç tanımadıkları insanlarla ticari alış verişlere girebilen çocuklar olabilmektedir. Hatta istediği silahı veya karakteri satın almak için yanlış yollara başvuran çocuklar ve gençler tespit edilebilmektedir.

Değerli Ebeveynler;

İnternet kullanım süresini mutlaka çocuklarınızda sınırlandırınız. Ayrıca kolaylıkla temin edebileceğiniz aile koruma şifreleri veya filtre programlarda birçok zararlı siteye girişi önleyecektir. Zararlı bilgisayar oyunlarını mutlaka zararlarını anlatarak çocuğunuzdan uzak tutunuz. Gerekirse bilgisayarı, evinizde görüşünüze açık ortak bir alana taşınız.

Televizyon ve Bilgisayarın Dikkat Üzerindeki Etkisi

Erken yaşlardan itibaren televizyon ve bilgisayar başında uzun süre zaman geçiren çocukların, okul çağında dikkat sorunları yaşadıkları görülmektedir. Görüntünün oldukça yoğun kullanıldığı ve işitsel sistemin sınırlı kaldığı bu teknolojik cihazlar, çocuğun heyecanını tetiklemekte ve ilgisini çekmektedir. Bu yoğunlukta görsel algıya alışan çocuk, okulda aynı hareketliliği ve gerçek yaşamda televizyon de alıştığı mekanik sesleri bulamamaktadır. Durum böyle olunca da dikkat dağılmaktadır. Dikkati yoğunlaştıramama sorunları da öğrenci başarısını olumsuz etkilemektedir. Çağımız eğitimcilerin en fazla şikayet ettikleri sorun, çocuklarda gözlemledikleri dikkat sorunlarıdır. Geçtiğimiz yıllarda İzmit’te okul çağı çocuklar üzerinde yapılan bir araştırmada; öğrencilerin %95’inde dikkat sorunu olduğu tespit edilmiştir.

Yaşlara Göre Dikkat Süreleri:

1 yaş : 15 sn. ,3 yaş : 2-3 dk., 4-5 yaş: 10 dk. 7-8 yaş : 15-20 dk. Yetişkinlerde: 40 dk. şeklindedir. Dikkat süresi ilgi duyulan konulara göre değişkenlik gösterebilir. Ayrıca yaşla beraber dikkat süreleri artış göstermektedir. 7 yaşında olmasına rağmen hala aynı etkinlikte ( televizyon ve bilg. hariç) en az 15 dk. dikkatini toplayamayan, ders başarısı düşük olan, hareketli, görevleri tamamlamakta zorlanan, ödevlerini tamamlama güçlüğü çeken ve bu belirtilerin çocuğu yoğunlukla yaşayan çocuklarımızda dikkat bozukluğu olabilir. En kısa zamanda bir uzmandan yardım alınız.

Müzik ve Çocuk

Günümüzde, okullarda çocuklarımızın aldığı eğitimin yanında çoğu anne babalar çocukların sanatsal ve sportif faaliyetlere de katılması konusunda adımlar atmaktadırlar. Bu ihtiyaca cevap verebilmek için de müzik, resim, spor kursları gibi faaliyet veren kuruluşlarda hızlı bir artış olmaktadır . Son yıllarda ebeveynlerin ve eğitimcilerin bu konunun üzerinde hassasiyetle durmalarının asıl nedeni, müzik, resim gibi alanlarda verilen eğitimlerin çocuğun hem zihinsel hem de sosyal gelişimine önemli katkıları olduğunun fark edilmesidir.

Müzik öğretiminin eğitime ve çocuk gelişimine katkısı son yıllarda hatırı sayılır bir önem kazanmış ve müzik yoluyla müzik dışı becerilerin geliştirilebilmesi konusunda, pek çok araştırma yapılmıştır. Müzik, insanlık tarihinin en eski çağlarından beri, hem çok etkili bir eğitim aracı, hem de çok önemli bir eğitim alanıdır. (Uçan, 1994)

Müziği seven çocuk insanı sever, toplumu sever, yaşamı sever, eşsiz bir ruh gücü ve zenginliği kazanır. Eflatun’un da dediği gibi, “estetik eğitim, ahlak eğitimini de etkiler”. Müzik bir güzellik ve eğitim aracıdır; insanı yumuşatarak geliştirir. (Yönetken, 1993) İnsanı sakinleştiren, rahatlatan, ruhsal dinginlik sağlayan, kaygı ve stresi azaltan yönüyle müzik; eski çağlardan beri psikolojik tedavilerde de kullanılmıştır.

Peki bir çocuğa müziğin katkısı nedir diyecek olursak, sanırım verilecek fazlaca cevap buluruz. Öncelikle günümüzde yapılan araştırmalar doğum öncesi ve bebeklik döneminde dinlenilen nitelikli müziğin çocuğun zihinsel gelişimini olumlu etkilediği ortaya çıkmıştır. Çalışmalar, erken müzik eğitiminin özellikle de piyano derslerinin gerçekten de çocukların beyinlerindeki işlem merkezlerini geliştirdiğini göstermiştir. (Beachwood,1997) Ayrıca başarılı olabilmek için gereken öğelerin başında dikkat ve konsantrasyon becerisi gelir. Bir birey öğreneceği konuya odaklanamadıktan sonra öğrenmenin gerçekleşmesi söz konusu değildir. Günümüzde çocukların okullarda yaşadığı en büyük sorunlardan biri de konsantrasyon bozukluklarıdır. Yapılan çalışmalar müziğin disiplin, sıkı bir düzen ve ritmik bir akış sahibi olduğu için çocukların beyin jimnastiği yapmalarını sağladığını göstermektedir. Bunun yanında çocuğun dil gelişimine de önemli katkıları olmakta, yeni kelimeler öğrendikleri gibi, seslere olan duyarlılıkları artmaktadır. Sesleri daha güçlü ayırt edebilmekte, işitselliklerini kuvvetlendirebilmektedirler.

Çocuğun müzikle kazanabileceği en önemli beceri sosyal, duygusal alanlarla ilgilidir. Nitelikli müziği seven çocuk pozitif düşünür, hayata olumlu bakar, canlıları sever, uyumlu ve ince ruhludur. Bu becerilerle beraber arkadaşlık ilişkilerinde tercih edilen isimlerden birisidir. Müzik çocuğun özgüveninin artmasına ve duygularını ifade etmesine yardımcı olur. Müzikle beraber dans eden, eğlenen çocuklar mutlu olurlar ve işbirlikçi yönleri güçlenir.

Günümüzde öğretmenler ders ortamlarını zenginleştirmek için, dil öğretimini desteklemesi amacıyla ve çocukların dikkatlerini toplamalarına yardımcı olması nedeniyle müziği sık sık eğitim ortamlarında kullanmaktadırlar. Eğlenmelerini, enerji toplamalarını, stresten uzaklaşmalarını istediğimiz zamanlar veya öğretmek istediklerimizi müzikle ritmik şekilde vermek istediğimizde, eğitimcinin en büyük yardımcısıdır “çocuk şarkıları”. Sadece eğitimcilerin değil ritmin çocuk üzerindeki faydalarını bilen anne babalarda onlarla müzik dinlemekte, bunu hayatlarının bir parçası haline getirmekte, çocuklarını enstrüman çalmaları için yönlendirmektedirler.

Kısacası müzik çocuğun özgüvenini, dikkati /konsantrasyonu, ilgi ve yeteneklerini, konuşma becerisini, duygularını tanımasını ve iletişim gücünü destekleyici niteliktedir. Bu yüzden çocukların yaşamında müzik olmazsa olmazlardan olmalıdır.

Mahmut Diker
Müzik Öğretmeni

Çocuklarımız Tatili Nasıl Değerlendirebilir?

Değerli Anne Babalar;

Bir eğitim öğretim yılını daha öğrencilerimiz ve sizlerle beraber tamamlamak üzereyiz. Kimi öğrencilerimiz mezuniyet telaşını yaşarken, kimileri ise yeni başlangıçların heyecanı içinde… Mezun olacak öğrencilerimiz girdikleri sınavlar doğrultusunda başarılıları oranınca puanlarına göre yerleştirildikleri okullarda yeni eğitim yılına başlayacaklardır. Onlar için kapanan ilköğretim dönemi yerini genç olduklarını daha net hissettirecek lise yıllarına bırakmaktadır. Bir taraftan da birinci sınıflarımız ilk defa okullu olmanın heyecanı ile uzun soluklu eğitim öğretim yolculuğunun birinci durağına yaklaşmaktadırlar. Onlarda ve ailelerinde şimdiden bitmeyen sorularla beraber yaşanan kaygı devam etmektedir. Acaba nasıl bir öğretmeni olacak, okulu nasıl olacak, okuma yazmayı ne kadar sürede öğrenecek, arkadaşlarına alışacak mı vs vs. Aslında okula başlama süreci çocuk ve aile için çocuğun ilk defa konuşması, yürümesi kadar önemli bir dönemidir. Kimse de okula başlama anını unutmamıştır. Sohbetlerde ebeveynlerinizin dahi okula başlama süreçlerini uzun uzun dinlemişsinizdir. Bazıları ağladıklarını, bazıları saklandıklarını, bazıları inanılmaz mutlu başladıkları anlatırlar.

Çocukların okula başlama için 7 yaşına gelmiş olmaları gerekmektedir. Bu onların okuma yazma öğrenebilecek zihinsel algılama kapasitesine erişmiş olmaları anlamına gelmektedir. Ayrıca yazma için gerekli kas gelişimini sağlamış olmaları anlamındadır 7 yaş. Bu yaştaki çocuk arkadaşları ile anlaşma, paylaşma gibi davranışları da öğrenmiş durumdadır. O artık önceden de ana sınıflarından aldığı eğitimle okul hayatına hazırlanmıştır. Tüm bunlara rağmen çocuk okula başlama sürecine duygusal olarak hazır olmayabilir. Bu durumda onun bu süreci sağlıklı atlatamayacağının bir işareti olabilir.

Çocuklar okula başlama sürecinde kafalarında onlarca soru barındırırlar. Bu soruları zaman zaman anne babaları ile paylaşırlar, zaman zaman okul seçim sürecini dahi sessizce izlemeyi tercih ederler.

- Okulum nasıl bir yer?
- Orada kaybolur muyum?
- Öğretmenim nasıl bir insan?
- Tuvaletim gelince ne yaparım?
- Eve nasıl giderim? Gibi…

Bu sorular çocukların kafasında cevaplarını arar durur. Bu yüzden okul seçimi sürecinin çocukla yaşamak, onu süreçte aktif tutum kararı onunla vermek, öğretmen seçiminden sonra onu tanıştırmak, okula beraber gelip gezdirerek kayıt olmasını sağlamak önemlidir. Aile ortamında çocuğunuzun okulu ile ilgili kaygılarını paylaşmasına fırsatlar verilmesi gerekmektedir. Okulun başlaması ile beraber çocuk kafasındaki soruların cevaplarını bulmaya başlar. Bu cevaplar ise onun okula ilişkin oluşturacağı temel yargının dinamikleridir. Okul güvenilir, öğretmeni samimi ve ilgili, öğrenmeyi heyecan verici, arkadaşlarını beraber zaman geçirmeye değer kişiler olduklarına dair yargılar oluşturması eğitim öğretim hayatı boyunca devam ettirebileceği sağlıklı bir başlangıç olduğunu gösterecektir. Aksi halde oluşan olumsuz yargılarda tüm okul hayatını etkileyerek, değiştirilmesi zor şemalar oluşturacaktır.

Okula başlama sürecinde genellikle koruyucu anne baba tutumları ile karşılaşan, sorumluluk verilmeyen ve özgüven problemleri yaşayanlar bu başlangıçta anne babadan ayrılma krizleri yaşamaktadırlar. Burada ailelere soğukkanlı ve kararlık davranmaları, ilk günlerde çocuğun yanında olmaları ve onu desteklemeleri, sonraları kademeli olarak yavaş yavaş onlardan uzaklaşmaları tavsiye edilebilir. Tüm ailelerin bilmesi gerekmektedir ki bütün çocuklar değişik sürelerde okula uyum aşamasını tamamlarlar. Bazıları için bu ilk haftalarda hemen sağlanırken, bazıları okullarına 6 aylık bir zaman diliminde uyum sağlamayı başarırlar. Bu onlar arasındaki bireysel farklılıkların göstergesidir.

Her yıl anne abalardan en çok duyduğumuz sorular arasındadır “nasıl okul seçmeliyiz sizce” sorusudur.

Değerli anne babalar; tüm özel okulların kendilerine ait vizyonları ve misyonları vardır. Önemli olan sizin önceliklerinize ve değer sistemlerinize cevap veren okulu seçmektir. Öğrencinizin çok yönlü gelişimine destek verecek, öğrenci sayısının uygun olduğu, başarılarını ispatlamış, sosyal kültürel faaliyetlerin yapılığı, profesyonel bir kadrosu olan, profesyonel dil eğitimi veren ve teknik yeterlilikleri bulunan bir okul olması aranan temel özelliklerdir. Öğretmen seçimi konusu ise unutulmamalıdır ki özel okullarda çalışan eğitimciler alanlarında uzman, seçilmiş kişilerdir. Okul seçimi aşamasında okulun tüm uygulamaları ile ilgili birimlerden ayrıntılı bilgi toplayıp, tüm ailenin ve çocuğun onayladığı ortak bir karar almanız başarılı bir eğitim öğretim dönemi açısından önemlidir. Tüm öğrencilerimize ve ebeveynlerimize mutlu ve başarılı yıllar dilekleriz….

SBS Hazırlık Çalışmalarımız

Bireysel Sınav Danışmanlığı

6. 7. ve 8. sınıflarımız orta öğretim kurumlarına geçiş sınavına hazırlamak amacıyla okulumuzda “Bireysel Sınav Danışmanlığı” hizmeti verilmektedir. Okulumuz rehberlik servisi koordinatörlügünde yapilan danismanlik hizmetlerimiz profesyonel sinav koçlugu çalismalarinda faydalanilarak planlanmaktadir. Danismanlarimiz sorumlulugunda olan ögrencilerin hedef belirleme çalismalarini günlük çalisma programlarinin takip edilmesini, deneme sinavlarinin ve ders içi tutumlarinin degerlendirilmesini, dershane ile isbirligini, veli iletisimini saglamaktadir. Ayrica ögrencilerle güçlü iletisim kurarak, motivasyon etkinlikleri gerçeklestirmektedirler.



Deneme Sınavları

Düzenli olarak okulumuzda uygulanan deneme sinavlari ögrencilerle degerlendirilerek, sonuçlar veli ile paylasilmaktadir. Basari noktasinda sorunlar tespit edilen ögrencilerle sorun çözümü için veli ,danisman ve rehberlik servisi isbirligi ile çalisilmaktadir.

Öğrenciye Yönelik Çalışmalar

Bireysel Görüsmeler

Rehberlik ve psikolojik danismanlik süreci içinde ögrenciler gizlilik, güven ve kisilik haklarina saygi gösterilerek, istedikleri her konuda onlari yargilamadan, kosulsuz kabul ederek dinlenilir. Onlara açik ve dürüst davranilarak, çesitli konularda saglikli karar verebilmelerine yardimci olunur.

Bireyi Tanima Çalismalari
Ögrencilerin akranlari ile iliskileri, kisisel, ailevi, sosyal sorunlarinin tespit edilmesi, ilgi ve yetenek alanlarinin belirlenmesi amaçli test ve envanterler uygulanmaktadir. Sonuçlara göre ögrenci, ögrenci velisi ve sinif ögretmeni isbirligi içerisinde durumla ilgili iyilestirme veya yönlendirme çalismalari yapmaktadirlar.

Oryantasyon Çalismalari
Okula baslama dönemi çocugun kendi yasamindan yetiskinlerin yasamina adim attigi en önemli dönemlerdendir. Düsünüldügü kadar da kolay bir süreç degildir. Okula baslama ile beraber gelen okula uyum süreci her çocukta farkli düzeylerde yasanir. Atlas Kolejinde 2005 yilindan bu yana yapilan oryantasyon çalismalarimiz halen gelistirilerek devam etmektedir. Okulun açildigi ilk hafta içinde hazirlanan eglenceli renkli ve gelistirici etkinlik planlarimizin yaninda veli egitimimiz çocuklarimizin okula olumlu tutumlarla baslamasini saglamaktadir.

Rehberlik Etkinlikleri
Ögrencilerin yas ve ihtiyaçlarina göre planlanan rehberlik dersleri sinif rehber ögretmenleri sorumlulugunda büyük bir titizlikle uygulanir. Uygulanan etkinlikler ögrencilere çalisma aliskanliklari kazandirma, dinleme becerisi kazandirma, akranlari ile iletisim kurma ve arkadasliklarini sürdürme becerisi kazandirma, meslekler tanima, çevreye uyum saglama gibi önemli becerileri kazandirmaya yöneliktir.

Degerler Egitimi
Atlas Kolejinin en önemli farki degerler ve karakter egitimi çalismalarina verdigi önemdir. Her yil 4. 5. 6. 7. 8. siniflarda seçilen ayin degeri konusunda rehberlik etkinliklerinin yani sira brans ögretmenlerimizle disiplinler arasi isbirligi yöntemi ile ayin degeri tüm derslerde çalisilmaktadir. Hazirlanan veli kitapçiklari, veli toplantilari, okul panolari da destekleyici çalismalarimizdir.

Büyüyen Yürekler Hosgörü Egitimi
2. ve 3. siniflarimizda uygulanan Hosgörü egitimi ile benmerkezciligi yasayan ögrencilerimize arkadaslarina karsi hosgörülü olabilme, sorun çözme becerisi ve etkili iletisim kurma becerisi kazandirma amaçli okul rehber ögretmeni tarafindan 10 ders saati rehberlik etkinlikleri uygulanmaktadir.

Sanatsal Yöntemlerle Sinav Kaygisini Önleme Çalismalari
6. 7. 8. sinif ögrencelerimizden sinav kaygisi yüksek oldugu fark edilen durumlarda olusturulan 6-8 kisilik guruplarla yagli boya, kum-kil yöntemleri ile ögrencilerin kaygi düzeylerinin düsürülmesi hedeflenmektedir. Ayrica ögrenci velilerine sinav hazirlik asamasinda ögrencilere yaklasimlari konulu egitimler verilmektedir.

Rehberlik Çalismalarimizin çesitli akademik platformlarda sunulmaya hak kazanmistir. 2005 yili Sabanci Üniversitesi egitimde Iyi Örnekler Konferansi “Okula Basliyorum” oryantasyon projesi, 2007 yilinda Çukurova üniversitesi III. Sosyal Bilimler Kongresi’nde “Örnek Olay Inceleme Temelli Gurup Rehberlik Etkinlikleri” proje çalismalarimiz sunulmus ve yayinlanmistir.

Davranış Yönetim Politikası

Okullarimizda özel Davranis Yönetim Politikasi gelistirmekteki amacimiz, vizyonumuz ve misyonumuz dogrultusunda bireyler yetistirebilmek için tutarli yönetici ve ögretmen davranislarinin oldugu, velinin de problem çözümüne katildigi önleyici, gelistirici ve iyilestirici bir okul ortami olusturmaktir. Belirlenen ögrenci sorumluluklarinin ihlal edilmesi saglikli ve huzurlu okul ortamina ve diger ögrencilere zarar verecektir. Her ögretmenimiz sorumluluklarin yerine getirilmedigini gözlemledikleri durumlarda etkili iletisim becerilerini kullanarak, pozitif disiplin anlayisi ile ögrencilere yaklasmaktadir. Ögrencide dogru davranisin gelisimi için rehberlik servisi ile isbirligi içinde hareket etmektedirler. Rehberlik servisi sorunun çözümü için ögrenci ve ögrenci velisi çalismaktadir.

Okula Başlama Dönemi

Bir çocuk için okula baslamak onun yürümeye baslamasi, dis çikarmasi veya konusmasi kadar önemlidir. Okula baslamak için gerekli yasa ulasmis ve zihinsel olgunluga erismis bir çocugun okula gitmek için hazir olmasi gereklidir.

Okula baslama dönemi her yönüyle çocuk için pek çok bakimdan yenilikler ve farkliliklar döneminin baslangici olarak degerlendirilebilir. Bu önemli dönüm noktasina çocugun ruhsal ve duygusal bakimdan hazirlikli olmasi saglikli bir baslangiç yapabilme anlaminda çok degerlidir. Çocugun kendi yasina uygun bir ögrenme, anlama, kavrama düzeyine, çocugun kendi yasina uygun zihinsel gelisim düzeyine, anne-babadan kopup okula uyacak kadar belli bir ruhsal olgunlukla okula baslamasi yasayacagi süreçte onun en büyük yardimcisi olacaktir.

Okula baslamak, çocuk için yetiskinin düsündügü kadar kolay degildir. Ilkokula uyum dönemi her bakimindan gelisimi normal seyreden çocuklarda 1-2 haftadir. Genelde bütün çocuklar okulun ilk günlerinde bazi tedirginlikler yasayabilirler. Yeni insanlar, ögretmen dedikleri otoriter birisi, ödevler ve kendisi kadar kaygili bir sürü çocuk… En kötüsü de bu zamana kadar hep basi sikistiginda imdadina kosan ailesinin istedigi yaninda olamayacagini bilmek çocuk için en zordur. Bazi çocuklar için okula baslamak eglenceli olsa da, bu her çocuk için söylenemez. Özelliklede ailesine bagimlilik gelistirmis olan, asiri koruyucu ailelerin çocuklari, okulun açildigi gün yogun bir psikolojik baski yasayabilirler. Bu yeni durum çocuk için tehdit olusturabilir. Hatta geçici sürelerle çocukta kekemelik, tirnak yeme veya kâbuslar görme gibi bozukluklar da baslayabilir.

Duygusal ve ruhsal yönden yeterli okula baslama olgunlugunda olmayan, özgüveni zayif ve yeterli ve bilinçli bir aile desteginden yoksun çocuklar için bu süre çok daha fazla olabilir. Okula uyum süresinin uzamasindan dogan sorunlar aile ve ögretmenlerin ortak isbirligi ile kolaylikla asilabilir. Bu isbirliginin dogru biçimde olusturulamadigi durumlarda çocuk adina sorunlar daha da büyüyebilir ve çocuklarda bir sosyal fobi olusabilir. En baslarda psikolojik temelli aglamalar ,mide bulantilari, karin agrilari,-kusmalar vs seklinde baslayan sikayetler daha sonra ciddi agresif davranislara dönüsebilir. Bu gibi durumlarda ailenin en kisa zamanda okul rehber ögretmeni ile birlikte profesyonel yardim sürecine basvurmasi çok önemlidir.

Başarılı Bir Okul Dönemi

Yeterli olgunluk düzeyine ulasmis ve dogru bir baslangiçla okula baslayan çocuklar için okulda geçen her zamanin dogru biçimde degerlendirilebilmesi çok önemlidir. Okulda geçirilen zaman içerisinde ögrenme amaçli çalismalardan yeterince faydalanabilmek ve bunu basari olarak gösterebilmek için bir çocugun dinleyebilme ve kendini kontrol edebilme becerilerine sahip olmasi çok önemlidir.

Ögrenciler için olusturulan etkili ögrenme ortamlari ve çocuklara yapilan bilinçli rehberlik ve gelisim destegi ögrencilerin okula ve ögrenmeye karsi olumlu tutumlar gelistirebilmelerinde son derece önemlidir. Ögrencilerin okula ve ögrenmeye karsi olumlu tutum gelistirmelerinde akademik yönden basarili bireyler olabilmelerinde ailelerin okulu destekleyerek çocuklari için ögrenme destegini sürdürebilmesi çok önemlidir. Okul ve ailenin ortak isbirligi içinde bilinçli rehberligi çocuklarda etkili ders çalisma ve ögrenme aliskanliklarinin gelisimi anlaminda çok önemlidir.

Okulda ilk yil egitimcilerin en önemli hedefi ögrencilerin ögrenmeye karsi olumlu tutum gelistirmeleri ve ögrenme ile ilgili temel kavramlari yakindan tanimalarini saglamaktir. Bu evrede çocuklarda çalisma istegi yaratmak ve onlara basari duygusunu tattirmak büyük önem tasir. Çocuklarin yaptiklari isleri takdir eden, basarili olabilecegi alanlarda kendini sinamasina olanak veren anne-baba ve ögretmenler, bu gelisim döneminde yer alan basarili olmaya karsi asagilik duygularina kapilma karmasasinin üstesinden gelinmesinde çocuga yardimci olurlar. “Ben basariliyim.” inanci ile kisilik gelisimi olumlu olarak etkilenmis çocuk, bir sonraki gelisim dönemine güvenle girer. Aksi halde kendisini yeteri derecede basarili olarak algilamayan, yaptiklari isler ve çalismalar çogunlukla akranlari ve yetiskinler tarafindan onaylanmayan çocuklar asagilik duygusunun çekirdeklerini kisilik yapisina eklemis olurlar.

Anne Babalara Önemli Öneriler

Çocukların Etkili Öğrenme Alışkanlıkları Kazanabilmelerinde Anne Babalara Önerilerimiz
  • Her çocugun ögrenebilecegi gerçeginin farkinda olun.
  • Çocugunuzun okulu ve okulda yasadiklari konusunda bilgi edinin.
  • Çocugunuzun özgüvenini destekleyin.
  • Çocugunuzun okulu ve ögretmenleri hakkinda her zaman olumlu görüslerinizi belirtin. Olumsuz fikir ve düsüncelerinizden çocugunuzun etkilenmesine izin vermeyin.
  • Ögrenme konusunda bir anne baba olarak çok otoriter sert ve yipratici tutumlar yerine daha olumlu güven verici tutumlar göstermeyi tercih edin.
  • Yasamin her aninda ögrenme vardir gerçegini unutmayin ve çocugunuzla birlikte oldugunuz her an her ortamda onun gelisim ve ögrenme sürecini destekleyin. Örnegin, birlikte gittiginiz pikniklerde çocugunuzla birlikte dogayi ve canlilari inceleyin onunla deneyimlerinizi ögrendiklerinizi paylasin.
  • Çocugunuzla birlikte özel zamanlar geçirin.
  • Çocugunuzu dinleyin.
  • Çocugunuzun farkli konulardaki fikirlerini sorun.Her konuda onun da bir fikri ve söyleyecegi bir seyler oldugu gerçegini unutmayin.
  • Çocugunuzun gelecege dair planlarini dinleyin.
  • Çocugunuzla zaman zaman neden ögrenmeliyiz neden okula gitmeliyiz konularinda rahat ortamlarda sohbet edin.
  • Çocugunuzun evde saglikli bir sekilde çalisabilecegi bir ortam olusturun. Oda hazirlama imkâniniz yok ise evin bir bölümünü çalisma kösesi haline getiriniz.
  • Özellikle ilk yil çocugunuz odasinda kendi basina çalismaya alisana dek belli ögrenme aliskanliklar kazanincaya kadar ona destek olun. Çocuk odasinda ödev yaparken sizin yardiminiza ihtiyaç duyacaktir. Istedigi zaman ona yardim edeceginiz konusunda teminat veriniz. Yol gösterici davraniniz; ama onun ödevlerini siz yapmayiniz. Çocuga bir seyler ögretmeye çalismadan önce ögretmeninden bilgi aliniz. Özellikle ilkögretim 1. sinif ögretme yöntemlerinin degismesinin üzerinden bir yil geçtigi su günlerde ögretmen ve aile arasinda tutarli anlatimlarin olmasi ögrenmeyi kolaylastiracaktir.
  • Bir anne baba olarak düzenli bir yasam sürdürme konusunda çocugunuza örnek olun. Çocugunuzun yasamini düzenleyebilmesine yardimci olun. Çocuga göre planlar yapabilirsiniz. Yapacaginiz planlar çocugun oyun ve dinlenme ihtiyaçlarini engelleyecek sekilde olmamalidir. Bu yas grubu bir çocugun günlük çalisma saati yarim saati geçmemelidir. Eve gelen çocuk dinlenmeli, aç ise yemek yemeli ve oyun oynamalidir. Hemen ders çalismaya baslamasi uygun degildir. Çocugunuza resimlerle olusturulmus basit bir plan hazirlayabilir, (ögretmen rehberliginde) odasina beraber asabilirsiniz. Gün içerisinde yatmadan önce kitap okumasina, dislerini firçalamasina, ev fertlerine iyi geceler dilemesine dikkat ederek en geç saat 21:30’da yatarak, on saat uyumasina özen gösterin. Özellikle günün belli bir saatini okuma saati olarak planlayarak, o saat içerisinde evde olan herkesin TV.’yi kapatarak kitap okumasini saglayiniz. Bu saat içerisinde isterseniz çocugunuz kendi kitabini okuyabilir veya ödevleri ile ilgilenebilir. Bu uygulama yapilirken çocugun dikkatini dagitacak uyaricilar azalmis olacaktir.
  • Ders çalisma anini eglenceli hale getirin. Çocuk çalisirken diger aile fertlerinin eglenceli seyler yapmasi çocugu zorlayacaktir. Örnegin misafirlerin geldigi ve abur cuburlarin tüketildigi bir sohbet ortaminda çocuk ders çalismakta zorlanacaktir. Çocuk ders çalisirken renkli materyaller kullanabilir ve aileden birisi yardim ederken onunla güzel bir hikaye okuyabilirler. Panoya yazilar asilabilir, güzel bir resim yapilabilir ve baba ile paylasilabilir.
  • Çocugunuz okumayi ögrenene kadar, ona yatmadan önce kitap okuyun. Yastik alti kitap aliskanligi kazandirmak açisindan etkili olacaktir.
  • Asla çocugunuzun ödevlerini siz yapmayin. Çocugunuzun ödevlerini yapmakta zorlandigini fark ettiginiz durumlarda ögretmeni ile durumu görüsün.

Çalışma Odası Nasıl Düzenlenmelidir?

Çocuğumun Çalışma Odasını Nasıl Düzenlemeliyim?

Çocugun çalisma odasi onun okula basladigi ilk anlardan itibaren etkili zamanlar geçirecegi yerlerdendir. Ayni zamanda çocuga ait bir oda, onun sorumluluk gelisim sürecine yardimci olacak etkenlerin basinda gelir. Çalisma odasi hazirlama konusunda çocukla beraber hareket edilerek, onun kararlarina e isteklerine saygi bir biçimde hazirlanan bir oda, çocugun orada zaman geçirme konusunda istekli olmasina yol açabilir. Özelliklede birinci sinifa baslayacak olan çocugun odasina karsi olumlu tutumlar takinmasi faydalidir. Çocugumuza oda hazirlarken, dikkat edilmesi gereken bazi önemli noktalari hatirlatmak gerekirse;

  • Bu oda ne çok büyük ne de çok küçük bir oda olmali,
  • Havalandirmaya dikkat edilmeli, odanin oksijen almasi çocugun dikkatini toplamasina e zihninin açik olmasina yardimci olacaktir.
  • Isik miktarinin çok fazla veya çok los olmasi engellenmeli, beyaz isik kullanimina dikkat edilmelidir.
  • Odada mutlaka bir çalisma masasi olmalidir. Masanin camdan disariyi veya yatagi görmesi konsantrasyonu bozabilir.
  • Çalisma sandalyesi olmali ve bu sandalyenin dik oturmayi saglayacak nitelikte olmasina özen gösterilmelidir.
  • Odanin duvarlarinin açik yesil (fistik yesili, elma veya su yesili)olmasi uzmanlar tarafindan en çok önerilen renktir. Renklerin koyu veya çok canli olmamasi dogru olacaktir.
  • Çocugun kendi çalismalarini asabilecegi veya resimlerini asabilecegi bir mantar pano tercih edilebilir. Ayakli yazi tahtasi ede ders çalisma anlarini renklendirebilir.
  • Duvarlarin çok can alici ve dikkat çekici posterlerle dolu olmasi dikkati dagitabilir. Ancak bu yas çocuklarinin çok ilgisini çeken doga, hayvan resimleri odada obje olarak veya resim olarak kullanilabilir.
  • Bu yas grubu çocuklar canli renkli objelerden e esyalardan çok hoslanirlar. Odada ders amaçli kullanilacak kalem, silgi, kalemlik, makas gibi kirtasiye esyalarinin renkli olmasina dikkat ediniz. Bu ayni zamanda ders çalismaya isteklendirme konusunda isinizi kolaylastiracaktir.
  • Odanin düzeni konusunda çocugunuza sorumluluklar eriniz.
  • Odada kitaplarin düzenli olarak yerlestirilmesi e odanin genel düzeni konusunda çocugunuzun fikrini aliniz e onunla birlikte hareket ediniz.
  • Odada çocugunuzla zaman geçiriniz ve herhangi sorunla karsilastiginizda ona odada kalma cezasi vermeyiniz.